9 Şubat 2013 Cumartesi

L'amour Dure Trois Ans - Aşkın Ömrü 3 Yıldır

Aşkı tanımak kolay mıdır? "Ben aşık oldum!" demek, hele ki bizim zamanımız için çok kolay.Bu sebeple de gerçekten aşık olup olmadıklarını bilmek biraz zor olsa gerek ve insanların karşılıklı olarak -aşk kelimesi aralarında geçen şey için doğru kelime bile olsa-, onu devam ettirebilmeleri ise biraz daha da zor olandır.


L'amour Dure Trois Ans - Love Last Three Years.
Marc(Gaspard Proust), karısı ile muhteşem bir tanışma ve cicim aylarından sonra yine benzer bir isim için karısı tarafından terk edilmiştir.Karısı ile terk edilişinin ardından barda içtiği 3'lü veda içkisinden sonra hayatına son vermek isterken, ayrılığın birkaç aşamasından oluşan günlerinde boğulurken bir roman üzerine çalışır ve bu roman piyasaya çıkarken, kuzeninin karısı Alice(Louise Bourgoin) ile tanışır.Alice ile birlikte yaşadıkları ve arkadaşlarının aşkın ağına düşüşlerine dışarıdan bakışlarından sonra kitabının doğruluğu üzerinde soru işaretleri belirmeye başlar.
Europa'nin filmin başına gelen görüntülerine her zaman hayran olmuşumdur nedense, sanırım ilk tanışmam; Arthur serisi ile idi.Çünkü ne zaman onu görsem aklıma rengarenk bir dünya, o gerilim dolu müziği ve Arthur geliyor.Genelde de filmlerini beğenirim.
Fransız-Belçika ortak yapımı filmde elbetteki fazlasıyla fransız etkisi hissediliyor.Kendisini tekrarlayan başlangıçlar ve bitişlerden sonra artık alıştığımız o, Amerikan sineması etkisini yavaş yavaş hissizleştirmeye başladığı için; Avrupa sineması ön plana çıkıyor.Bu da güzel birşey zira, Fransız yapımı romantik komediler tadından yenmez.Olaya bakış açıları çok vurdum duymaz olduğu için, daha doğrusu vurdum duymaz gibi görünüp içten içe kendilerini yiyen o tavırlarından dolayı eğlenceli duruyor.
Fransız romantik komedilerinde, işte kızgınlık,sevinç, coşku hep bu şekilde anlatılıyor.Hep uçta.Filmin bir sahnesinde, adam ilişkilerini anlatırken görüntüler geçiyor; "İlk yıl mobilya alırsınız, ikinci yıl mobilyaların yerini değiştirirsiniz, üçüncü yıl mobilyaları paylaşırsınız." diyorken kafasına bir vazo yiyor.Neden bilmem muhteşem bir sahne olarak görüyorum.
IMDB'den 6,0 alan film izlemeniz için benden de 6,5 puan alıyor...
Fragman.
İyi Seyirler...

Birbirine bakan bir çiftten, hiç bakmayan bir çifte dönmekti; belki de aşkı öldüren...

 "Beyler, neler olacağını görür gibiyim?"

 "Çok yetenekliyiz ama gitmemiz gerek..."

 
 Taşımacılar ne olduğunu anladılar mı ki?...

"Birlikte kusmuştuk."

4 Şubat 2013 Pazartesi

Iron Man 3 Extended Bakış

 Fragmanın bayağı uzun bir süresinde bu şekilde bakışlar var.Sonrasında ise; Tony Stark Esprisini patlatıyor :)) ...


Sizce 4 tane ile kalır mı, demir adam???

Ve Super Bowl'dan kalan Extended fragman ;) 

29 Ocak 2013 Salı

Ölmek İçin Güzel Bir Gün - A Good Day To Die Hard

Yıllardır psikopat düzeydeki düşmanlarla uğraşan aksiyonu milyonlara tattıran ve kendisini sevdiren, gittiği her yerde tehlikenin göbeğini muhakkak bulan ve atlayan bir karakter.

John McClane.
En son filminde siber suçlarla savaşan ve sakin bir süre geçirdikten sonra artık Rus mafya liderinin hapisten kaçması ile yeni takibini bulan McClane(Bruce Willis), Rusya'ya doğru yola çıkmıştır.Rusların Mafya dünyasında kendisini ortaya çıkarması ile birlikte karşısında aynı olayı araştıran oğlu Jack McClane(Jai Courtney)'i CIA tarafında görünce işler karışacaktır.Ya da ikilinin kuracağı bir aile ekibi ile birlikte işler daha da kolaylaşacaktır.Bu ikili Rusların mafya sektörünün dibine kibrit suyu döker mi ki?
Başlığından, nedense John McClane'in en sonunda hakkın rahmetine kavuşup, serinin sonunu getirdiğini düşünmüştüm.CIA işin içine girince, nedense şimdi de ölmüş gibi gösterip emekliliğin tadını çıkarabileceği fikri aklıma yerleşti.Oğlunu da işin içine sokunca serinin yan dalı ile devamının gelme ihtimali de bir şimşek gibi çaktı, babadan oğula misali.Fragmanı izleyince bu serinin mutlaka devam etmesi gerektiğini düşünüyorum.
Bruce Willis'in yıllarca seriyi iyi yüklendiğini ve seriye girip çıkan oyuncularla birlikte işi iyi götürdüklerini söylemek gerekir.Bu yıl ki, Bruce Willis'in planlarının çok dolu olduğunu varsayarsak, serisine de zaman ayırıp aradan çıkarması da ilginç.Neredeyse tüm filmlerde oynuyor gibi, en azından 5 dk bile görünüyor :) . Ajandası bayağı bir kalabalıktı.Belki bu filmden sonra biraz dinlenir.
Oğlu rolünde Jai Courtney, kızı Mary Elizabeth Winstead, Cole Hauser, Megsalyn Echikunwoke, Yuliya Snigir, Patrick Stewart,... şeklinde oyuncu kadrosu devam ediyor.Yönetmen koltuğunda ise; Anka'nın Uyanışı ve Max Payne gibi filmlerden tanıdığımız John Moore oturuyor.
Serinin bu son filminde, aksiyona ve baba oğulun aile bağları zırvalarına doyacağımızdan eminim.IMDB'de fragmana bir göz atmalısınız...
İyi Seyirler...

 "Baba, bu sefer mahvetmemeye çalış!"

 "Başlayalım mı?"

 
"Bana mı çekmişsin ne?"

Gösterim Tarihi:14/,02,2013

27 Ocak 2013 Pazar

Upside Down –Paralel Dünyalar


Yurtdışındaki gösteriminin çoktan gerçekleşmiş olduğu yazan film, ülkemizde 05,04,2013 tarihinde vizyona giriyor.Çoğu kişi tarafından internet üzerinden olumlu eleştriler alsa da, filmin duygusal tarafının olmaması halinde Inception tarzı daha da iyi bir filme dönüşebileceği konusunda bir düşünce de var.
Fransız-Canada yapımı olan filmde sinemanın varoluşundan beri filmlere konu olan, zengin kız fakir oğlan arasındaki aşkın savaşı anlatılıyor.
Yönetmen olarak Juan Diego Solanas bize eşlik edecek.Oyuncu kadrosuna bakarsak; Zengin Kız Kirsten Dunst, Fakir Oğlan Jim Sturgess, James Kidnie, Jayne Heitmeyer, Neil Napier,...Güzel bir hikaye izleyeceğe benziyoruz, belki de zaten izlemişizdir.
IMDB'den fragmana göz gezdirebilirsiniz...


Gösterim Tarihi: 05,04,2013


Hansel&Gretel:Witch Hunters – Hansel&Gretel: Cadı Avcıları


Grimm Kardeşlerin zamanında attığı korku tohumları zamanımıza birer peri masalı şeklinde gelmiştir.İşin aslını ise; beyazperde bize göstermekte.Gretel olarak Şahingöz karakteri ile beynime kazınmış olan Jeremy Renner, Gretel olarak Pers Prensinden hançeri almaya çalışan prenses Tamina, Bond Kızı ve Clash of Titans’da Io olarak kendisini kanıtlamış olan Gemma Arterton karşımıza çıkacak.İki kardeş cadının zencefilli kurabiye evinden kurtulduktan sonra kendilerini cadı avlarına adarlar ve bu konuda es geçilmeyecek bir üne sahip olurlar.Bu ün onları çocukların kaçırıldığı bir kasabaya kadar sürükler ve cadıların büyük bir planı vardır.Bakalım kahramanlarımızın bu plan karşısındaki cevapları ne olacak?!...
Filmin yönetmenliğini daha önce adını duymadığımız Tommy Wirkola üstlenmiş.
Fragman için IMDB'ye yönlendiriliyorsunuz :) ...


Gösterim Tarihi: 01,02,2013