22 Ocak 2011 Cumartesi

Muhteşem Yüzyıl'dan Sonra İstanbul'un Fatih'ine Hazırlık

Şimdi takip ettiğim bir dizinin yeni bölümü (Fringe 3.Sezon/10. Bölüm) çıkmış.Kaçırmadan izleyeyim derken, yan taraftaki dizi haberleri kısmında, yine ve yine Muhteşem Yüzyıl'ın ismini gördüm.Öyle bir hürmet, öyle bir saygı ile doldurmuşlar ki bilinçaltımı; dizinin ismini yazarken siz'li biz'li (Misal; isimlerini) yazmışım bir an.Değiştirdim tabi.

Biliyorsunuz ki; ortalık uzunca bir süre Muhteşem Yüzyıl'ın ayak sesleri ile inledi, yetmedi yanında arkasında duranların ve karşıtlarının ayak sesleri ile devam ettiler.Şimdilerde dizi hala etkisini sürdürüyor, azalan haliyle.Düşünün!Aynı etki kaldı mı?Dizi devam ediyor.Bence böyle olayların mantığı şudur: (kısacık aradan çıkarıvereyim :) ) Bir olay bomba şeklinde ortalığa düşüyorsa tartışmalar, haberler, programlar, sohbetler ile kendisini gösterir.Sonrasında etkisi devam eder, protestolar gelir değil mi?Sonrasında RTÜK aaraya girer ve cezası kesilir.Ancak ciddi anlamda bir şikayet alınırsa, cezası ağır olur hatta çok ağır olur ve dizi yayından kaldırılır.Diğer bir kaldırılma yöntemi de; protesto eden o "muhteşem" çoğunluk protestodan sonra evlerine gidip de televizyonda "Protesto ettikleri diziyi" izlemezler, üzerine bir de televizyonu kapatırlarsa o dizi yayından kaldırılır.Olabilirdi.Ancak biliyorsunuz ki, öyle bir şey olmayacak.Protestodan dönenler oturup o diziyi izlediler ve izleyecekler.
Ve o dizi "muhteşem" bir şekilde yayınına devam edecek, arkasından gelecek olan tarihi dizilere de yol açmış olacak.Biliyorsunuz ki; ülkemizde herşey bir "moda fırtınasına" bağlı şekilde gerçekleşiyor.Öncesinde bir deneme atılıyor ortaya; gözlük, kıyafet, elektronik, dizi, roman, kelime, cümle,... gibisinden şeyler için geçerli olarak.Deneme olarak görmüyorum tabi "Muhteşem Yüzyıl" dizisini, yani en azından yapan kişilerce.Neyse.
Şimdilerde bir kitaptan uyarlama; Fatih Sultan Mehmet ile ilgili bir dizi yapılacakmış.Yalnız uyarlanacak kitabın yazarı "Muhteşem Yüzyıl" adlı diziye de birkaç gönderme de bulunarak gelenekleri bozmamış.

75 Milyon Dolarlık bir bütçeye sahip olacak dizi, Beyazıt Akman'ın "Dünyanın İlk Günü" adlı kitabından uyarlanacakmış.Üstüne basıla basıla, "oryantalist bakıştan" uzak olacağı söyleniyor.Oryantalizm, nedir sorusu akla geliyor değil mi?Hemen bakalım."Oryantalizm ya da diğer adlarıyla Doğu bilimi, Şarkiyatçılık, Doğubilim; Yakın ve Uzak Doğu toplum kültürleri, dilleri ve halklarının incelendiği batı kökenli ve batı merkezli araştırma alanlarının tümüne verilen ortak ad.'mış."
Ben birşey anlamadım.Anlayan anlatır.Aslında anladığım birkaç şey var ama onlar yanlış geliyor.Batılıların Doğu'ya olan önyargısı gibi geldi.Ama yanlış anlamış olabilirim tabi.Neyse.Bu kadar terim yeterli.

Sonuçta; şunu söyleyebilirim."Muhteşem Yüzyıl" birşeylerin önünü açtı.Tabi ne kadar açtı, onu da Fatih Sultan Mehmet'in dizisinin yayına verilmesinden 2-3 ay öncesinden anlayacağız,.Ayak seslerini duyar gibiyim, dayayın kulağınızı yere!Geliyorlar.

Not:Padişahların hepsi bizim kalbimizde aynı yeri alsa da, Fatih Sultan Mehmet'in daha fazla ve daha ateşli bir taraftar topluluğu olduğunu da unutmamak gerek.Asıl bomba geliyor gibi!!!

16 Ocak 2011 Pazar

Tv-Koltuk Pozisyonları

Hayatınızda hiç yataktan kalkmamak için elinizden geleni yaptınız mı?Ya da koltuğa yapışıp, oturma ve yatış pozisyonları arasında gününüzü geçirdiniz mi?Elbette televizyon karşısında ya da imkanı olanlara bu sözüm, dizüstü bilgisayarını almış vaziyette...
İşte benim bu günüm kesinlikle öyle geçti.Normalde işsiz ve sosyal hayattan kopmuş bir insan olarak zaten böyle yaşıyor olmam gerek ancak zamanımızda artık öyle olmasına pek gerek kalmadı.
Pazar günlerindeki "televizyonda birşey yok!" telaşı, şansıma bugün pek yaşanmadı.Doctor Who, The Tudors, Armageddon, ... hatırlayamadığım bir sürü şey.Aslında ertesi gün sınavı olan bir insana göre bayağı rahat bir his, tabi.E öğrenim hayatımda böyle geçtiğine göre, sorun yok. :)
Sınavdan sonra görüşürüz ;)) .
Hayatınızda birkaç kereler, bir günden uzun sürmeyecek tv-koltuk keyfi dilerim...

12 Ocak 2011 Çarşamba

2011'de Spielberg'den Süpriz Var: "Ten Ten"

Bugünlerde bilgisayara bile uğrayamazken aklımda, iş konusundaki yazım geldi.Devamını yazamadığım için ne kadar şıpsevdi olduğumu düşündüm.Daha doğrusu; bir işe çabuk sarılan ve çabucak bırakan.Ancak yazmak o kadarda kolay ayrılabildiğim bir tutku değil ki, sürekli olarak geri dönüyorum.

Neyse şimdilik çok mutlu bir haberi yazmak istedim.Nedir o?Hemen söyleyelim ama benim yazı tarzıma uymaz di mi, hehe :) .
2011'de karşımıza çıkacak olan filmlere bakarken, hüzün almaya başlamıştı beni.Ancak sayfaları ilerlettikçe o suratımdaki sırıtma -gülümseme-arttı da arttı.Ancak sayfayı durdurup da "Ay inanmıyorum, ay inanmıyorum!" şeklindeki ifademle takıldım kaldım.
1929 Yılında çizgi roman sayfalarında doğan ve hayatını film/diziler ile devam ettiren "Tin Tin" ya da bildiğimiz adıyla "Ten Ten".Geçen yıllarda film yapılacağına dair söylentiler çıktığında balon haberlerden birisi olduğunu düşünmüştüm ancak çok sevindirici görüntülerle karşıma çıktı.Yönetmeninin Steven Spielberg olarak görünmesi de ayrı bir sevinç yarattı.Spielberg, görüntü işini bir de Bruckheimer'a bırakmışsa değmeyin keyfime.Ama Bruckheimer'ı genelde bu tür projeler için tercih ettiğini göremedik, daha ciddi daha politik ya da eski dönemlerde görebiliyoruz.Umut ediyoruz.

Filmin gösterim tarihi; 28 aralık 2011 olarak görünüyor ama aradaki mesafe uzun o yolu kat edene kadar değişiklik olmak umarız.
Animasyon olarak karşımıza çıkacak olan filmde; Ten Ten ve arkadaşları; Kaptan Haddock'un ataları tarafından yönetilen batık bir gemi hakkında bazı bilgiler keşfederler.Bu bilgiler ışığında bir hazine avı başlar.
3'leme olarak göreceğimiz söylentileri ile birlikte ilerleyen yıllar, film endüstrisinin kazancı bize yol gösterecek.
Merakla bekliyoruz...