Bizim arkadaşın bir radyo programı var şu ara. Arada sırada esip ara veriyor da kendisi. Arkadaşı desteklemek adına, dinliyorum bende ki hayatta radyo dinlemişliğim yoktur öyle oturup. Mp3 player'ı açarım, takılırım ancak.Dünaydan uzaklaşacak şekilde ancak öyle müzik dinlerim.Şu anda yazı yazarken "Gamzedeyim" çalıyor misal. Hürmetler buradan bu arada.
Arkadaşın programı -reklamı da yapalım- Tarsus Star Fm'de Mahir'le Saklı Düşler adı altında yayınlanıyor. Saklı düşler diyince tabi konuda biraz kısıtlı oluyor ve her kapı uzmanlık alanım olan "Aşk" 'a açılıyor. :)) Uzmanlık alanım derken, etraftan izlediklerim manasında aman yanlış anlaşılmasın. Aşktan muzdarip bir kardeş daha var, o da katıldı programa. Program sahibi de muzdarip aynı dertten. Program boyunca hak vere vere bir hal oldular. Biri 6, diğeri 4,5 senelik harcamadan bahsediyorlardı. Değer vermeme olaylarında falan.
Hayatta elimizdekilerin değerini ne zaman bildik ki, yanımızdakilerin değerini bileceğiz. Eğer ki siz sürekli yanında olduğunuzu iddia ederekten yanınızdakine kendinizi elinin altında hissettirirseniz, afedersiniz ama sizin hiçbir değeriniz kalmaz. Şimdiye kadar görmedim ki, böyle bir özellik sebebiyle değer bilen birini.Aslında duymadım. O sebeple 2-3 gün sonra ağlamayalım, neden değer bilinmiyor diye. Annesinin babasının değerini bilmeyenden; iki günlük tanıdığı insana dünyadaki tüm bilinmeyenleri verecek diye birşey beklemek nedir?Söylemek istemiyorum. Sakın bunu bir hakaret olarak algılamayın zira istemeden, içten inanmak isteği ile böyle bir harekette ya da değer verme olayında bulunuruz. Değer vermek kolaydır ancak karşıdan aynı değeri alabilmek zordur. Bu da ayrı bir yetenektir bence. Buna da çoğu zaman "Şeytan Tüyü" deriz zaten ;) .
Aşktan muzdarip iki kardeşe dönelim. Birisi yaklaşık 1 yıldır depresyon modunda etrafta gezerken, diğeri de unutmak için daldan dala atlıyordu. Daldan dala atlıyordu ama değer vererek. Bu da ayrı bir çelişki ki, hiç girmek istemiyorum o çelişkilere.
Aşk heryerde. Doğru. Heryerde. Peki doğru mu görüyoruz? Aşk mı bu?Ya aşkın sözlük anlamını ben bilmiyorum ya etrafımdakiler aşkı yanlış yaşıyorlar ya da aşk saçma birşey. Aslında saçma olduğunu yaşayanlar dışındakiler kabul ederken, nedense inaçtı bir şekilde varlığını yaşayarak görmüş kişilikler ise ayrı bir ulaşılmazlık anlamı yüklüyorlar. Belki de etrafa nispet yaparcasına yaşamasalardı, bu aşk denen illeti; bu kadar kıçı kalkmazdı. Tabirim için özür diliyorum ama öyle.
Bazen içimden arkadaşlar abartmayın diyesim geliyor ama içimden'in diğer bir kısmı da atılıp "Dur, bu kadar millet boşuna mı acı çekiyor!" diyip beni durduruyor. Ya onlar boşuna acı çekiyor ya da ben boşuna acısız mutlu mesut yaşıyorum :)) .
İnsan acı çekmekten nefret eder ki,
Herşeyden kaçınır kendisine acı verecek olan
Bu durum nedense tam tersidir ki
Aşkı hep yaşamak için can atan
İnsanın ta kendisidir ki
Onu seçip sonunda acı çeken
Sorum; aşk mıdır ki
Acı veren???
Şimdi neden aşka kulp buluyorsunuz ki?Tamam ben anlamam belki ama
Acıyı getiren, mutluluğu getiren kadar biz isek;
Aşka suç bulmak adeletsizliktir
Zira aşkı yaşayan iki kişidir
O halde suçlu biz isek
Suç da iki kişiliktir
Ancak aşk tek kişiliktir
Tek kişi değil isek
İki kişilik yaşadığımız Aşk değildir... :))
Koptum bu dizeleri yazarken, saçma ama anlatılanlar doğru değil ise nedir? İki kişi tek kişi olamazsa, o zaman acı gelir çünkü aşktan beklediklerini elde edememişlerdir. Çünkü Aşk tek kişiliktir...
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder
Teşekkürler ;)) (İyi de, kötü de olsa)