27 Aralık 2009 Pazar

Siyasette Uslüp Seviye ATLAYAMIYOR

Siyasette üslup ne zaman bozulmaya başladı? Hani bugünlerde herkes bunu tartışıyor ya. Şöyle bir baksak.

Tabi, benim açımdan bakarsak; 85 doğumluları ele alırız, olaya da o açıdan baktığımızı unutmayın. Haberlerde Ahmet Necdet Sezer'in Bülent Ecevit'e Anayasa'yı fırlattığı zamanı hatırlıyorum. Herhalde ilk o zaman siyasetin tepesindekilerinin ne kadar dikkatli davranması gerektiğini anladım. Yani pek ilgilenmiyordum siyasetle. Öyle uzaktan oku, izle havasında bir çocukluk. Kötü mü oldu? Yok, ben olmasam da işleri birşeylere sarmayı iyi beceriyorlar. E bir de bizim üslupsuzluğumuz olmasın. Gerçi biz oralara çıksak, zamanla onlar gibi mi olurduk bilmem.
Kriz başladı falan.
Yıl 2001 sanırım.

Kim kime fırlattı? Dönemin cumhurbaşkanı, dönemin başbakanına Anayasa'yı fırlattı.
Neden? Devlet Denetleme Kurulu'nun görevleri konusundaki anlaşmazlık
Sonuç? Çok değerli iki devlet adamının; dikkat etmeleri gereken
üsluplarına özen göstermemeleri sebebiyle "KRİZ" patlak vermiş.

Sadece onların bu hareketi bu olaya sebep olmamıştı belki ama sadece yön vermişti.
Kendi hatırladıklarımdan yola çıkarsak, o zaman satmaya çalıştığımız bir yadigar ev vardı. Satmaya çalışamızda yine bu krize bağlıydı. Değeri bir anda düşmüştü. Dolar ikiye katlanmıştı. O zamanlar internette ekonomiyi çok sıkı takip ettiğimden; krizin yaklaşacağına bağlı olarak direkt evdekileri uyarmış ve evi satıp dolara yatırım yapmayı önermiştim. Ama bilirsiniz, "Çocuk sözüyle hareket edilmez." :)) Trajikomik.

Sonrasında; üslubun kenara atılması seviyesinde cidden rekor kıracak biri daha geldi. Neden bahsettiğimi tahmin edenler olmuştur?Recep Tayyip Erdoğan'ın adeta deyim haline gelen lafı.
Yıl 2006.

Kim Kime Ne Dedi? Dönemin Başbakanı olan Tayyip Erdoğan, "Çiftçinin Hali Ne
olacak?Anamız Ağladı!HAngi Yüzel Buraya Geliyorsun?" diyen çiftçiye;
"Ananı da al git!" diyerek karşılık verdi.
Neden? Bilinmiyor.
Sonuç? Güzel karikatürlere, hukuk davalarına, ülkenin başbakanının halkına nasıl
değer verdiğini görmemize sebep oldu.

Ondan sonra heryerde Mustafa Kemal Atatürk ile Recep Tayyip Erdoğan karşılaştırılmaları yapıldı ancak bence karşılaştırılmaya bile değmez. Resimlerini yanyana gördükçe benim içim sızladı, Sayın Atamız'ın mezarında kemiklerinin nasıl sızladığını tahmin bile edemiyorum. Onu çağırmayı bırakıp, mezarında ya da cennetinde huzurla uyumasına izin versek ve yoluna biz devam etsek, bayrağını devralsak? Ama zor değil mi? Onun yapabildiklerini yapmak ama unutmayın o içimizde olduğu sürece herşey olabilir, herşey mümkündür. Neyse bu da ayrı bir konu.

Gel gelelim yıllar geçtikçe; üslup , üslup diye öldük iki gr öteye gidemedik. Yeni yeni üsluplar gördük, birileri sayesinde.Ta ki olmaz o kadar dediğim noktaya geldik. En çok izlenen kanalların hergün haber bültenlerinde yayımlayıp, dözümüze soktuğu birşey oldu.
Yıl 2009.

Kim kime ne dedi? Diyarbakır Belediye Başkanı Osman Baydemir, Onları Ayıranlara;
"TBMM'de, Cumhuriyet tarihinde ilk defa Kürt sorunu ve açılım
tartışmaları yapıldı. Aradan 1 ay geçtikten sonra DTP tasfiye edildi....
Güvercin ve Şahin şeklinde Ayrım yapanlara Ha. ...tir diyoruz!"
Neden? DTP'nin kapatılması, bazı vekillerin gözaltına alınması
Sonuç? Temsil ettikleri kişileri hiçbir zaman çıkıp böyle savunmadıkları halde,
insanların sokaklara dökülmesi, üslup diye birşeyin kalmaması, krizin
patlak verebilmesi, şimdiye kadar hiç sorun olmayan kökenlerin sorun
olması için ortam yaratılmasına destek gibi olgulara sebep olmuştur.

DTP ya da BDP hakkındaki pek de iyi olmayan düşüncelerimi yazmıyorum ya da tamamen reklam olan kuruluş amaçlarını, zira apayrı bir yazı konusudur.

Yıl hala 2009.
Suikast söylentileri etrafta dolaşıyor ve Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç tüm basını toplayıp -ki bir olay olunca genelde öyle yapıyorlar ya sanki, hiç görmedik- olayın tüm ayrıntılarını noktasız virgülsüz ezberleyip çıktı. İzledik gördük. İnsan arkasında birşeyler olduğunu düşünüyor. Yani böyle bir konu olduğunda genelde ya kötü bir imaj ya da birilerini günah keçisi yapıyorlar. Ya da artık şeffaf bir hükümetimiz mi var? :)) Cevabımı yazdım. Bu hükümet ile askerin arasındaki buzları eritmeye çalışan bir devletin görüntüsü değil. Üslup burada da bozuldu.

Ve yıl 2010 oluyor.
Nasıl davranmamız gerektiğini büyüklerden öğrenip, onlardan miraslarımızı devralıyoruz ya; bence almayalım. Yani belirli bir dönemi almayalım. Zaten düşüncelerimin uyuşmadığı bir dönemi örnek almak istemem.
Üslubun bozulduğu başlangıç tarihini belirlemek zor. Ancak krizle doğru orantılı bir yükselişi olduğunu düşünüyorum. Bir de bazı kişilerin başa geçmesi ile, bu yükseliş nedense artmış.
Şimdilik uslüp ile kavgamız bu kadar sanabilirsiniz ama gelecek daha fazla olacağını gösteriyor, iktidar yanlışların açığa çıkması ile daha da saldırganlaşıyor. Sadece onlarda değil...

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

Teşekkürler ;)) (İyi de, kötü de olsa)