Bu gece izlediğim film, depresif ruh halimi çok güzel besledi.Bir yandan içim huzurlu gibi sanki.Böyle bir konudan sonra bunu söylemek biraz bencillik ya da vicdansızlık gibi, olsa da. Filmin adı; “Beni Unutma”.

Konusu; o masallardaki sonsuza kadar mutlu yaşadılar resminden sonra gelen kısım.Her zaman masallar mutlu sonla bitmiştir ve başrol bayan başrol bay birbirilerini sonsuza dek sevmişlerdir.Bu kadarını görmüşüzdür ve gerisi hep aklımızda mutlu, pembe pufuduk bulutlarla kaplı, oradan oraya hoplaya zıplaya aşk yaşarlarmış gibi canlanır.
Sinan ve Olcay hayatlarını ellerine almış yetişkin insanlardır.Her ikisinin de bağlı olduğu insanlar vardır.Sinan nikah hazırlıkları sırasında bir şeylerin ters olduğunu ve nişanlısı Ebru’nun “O” kadın olmadığını anlar.Olcay ise; sürpriz hazırlamak için erken eve gider ve bilindik manzara ile karşılaşır, o güne kadar aralarındaki iplerin yıpranmaya başladığını düşünen Olcay için son nokta, eve gittiğinde gördüğü erkek arkadaşı Hakan’ın sadakatsizliği olur.Olcay aşk ve haksızlık acısı çekerken, Sinan’da vicdan azabı duymaktadır.İkisinin yolu; arkadaşları ile gittikleri bir barda kesişir.Bu karşılaşma onlar için bir başlangıç olacaktır ve sanıldığı kadar yavaş bir başlangıç olmayacaktır.Ertesi günlerde karşılaştıklarında; Sinan Olcay’a -filme deismini veren- Unutmabeni çiçeği verir ve efsanesini anlatır.Bu Olcay’ın Sinan’a olan merakını daha da arttırır ve 3 ay geçer. Evliliğe adım atmışlardır.Evliliğe attıkları adım ile birlikte ardından güzel anlar, sonrasında da Olcay ve Sinan çiftini maalesef kötü günler beklemektedir.
Filmi ilk izlemeye başladığımda, sıradan bir aşk filmi olamayacağını anlamıştım.Hem Mert Fırat tecrübelerimden, hem de gidişin hızından.Mert Fırat nedense hep insanların içini acıtan
yapımlarda kendini göstermeyi seviyor.Sanırım!O sebeptendir ki, ilerleyen sahnelerde bilindik ve birbirilerini yıpratacakları ayrılık gelmeyecekti.Birbirlerini yıpratacaklardı ancak bu; bir hastalık sonucunda olacaktı.İkisinin birbirine olan sevgisi, bu sevgi uğruna verdikleri savaş da görülmeye değerdi.Benim en çok etkilendiğim ve üzüldüğüm sahneler; “Unutmak” , Hakan ve Sinan’ın hiç hoşnut olmasalar da, birlikte, olacaklara göğüs germeye çalışmaları.Bu birini seven bir insan için dünyadaki en büyük cezalardan bir tanesi.Unutmak! Aşık olduğunuz birini başkası ile paylaşmak ise; o da büyük bir ceza.
İzlerken hep bir video sahnesi aradı gözlerim nedense; fazla beklemedi de, geleceği belli olan video sahnesi sonlara saklanmıştı.Bunun dışında diğer karakterleri de şu şekilde sıralasak:
Ebru karakterinin filme pek dahil olamadığını söyleyebiliriz.Türkan Hanım karakteri ise; Olcay ile tanıştığı zaman, Olcay’ın onu kahve içmeye davet etmesinden sonra verdiği yüz tepkisi ile görülmeye değerdi.Olcay’ın babası ise; okuduğu şiirler ile biraz sıktı. Aynı o sahnede, Sinan’ın söylediği gibi; “Ya ben bayılırım böyle şiir falan okuyan insanlara, ben hiç beceremem de okumayı.”. Aynen hiç beceremem de anlamam da, hoşlanırım da, kendi kendilerine okusunlar ^_^ . Sevda karakteri güzeldi, sonu da güzeldi.
Bu arada müzikleri ile de ruh halini yakalıyor.Bir an “Mutluluk” filminin müzikleri geldi aklıma nedense.Neyse.
Film kesinlikle izlenmeli lakin depresif bir ruh halinde iken izlenmemeli.Bunu aklınızdan çıkarmayın.Beni Unutma; Beyazperde.com’dan 2,5/5 puan 6,00/10 puan almış, sinemalar.com’dan benden kesinlikle 7 puan alıyor.
İyi Seyirler…



Not: Unutma beni çiçeği birçok efsanede kendinden bahsettirmektedir. Grimm Kardeşler’den tutunda, Adem ile Havva’ya, Çok Tanrılı Dinler’e, …
Not2: http://doluhayat.blogspot.com/2012/01/sinan-ve-sevda.html kesilen bir sahneyi de okuyabilirsiniz...


Hiç yorum yok:
Yorum Gönder
Teşekkürler ;)) (İyi de, kötü de olsa)